Amacın Aracı Eski Ülkücüler !

Yazar: Atilla GÖKTUĞ - 07/05/2010 22:38:57

 

Son günlerde ‘yandaş medya’, ‘cemaat medyası’ gibi sıfatlarla anılan bir kısım gazete ve televizyonların Ülkücü camiayı hedef alan yayınları oldukça rahatsız edici bir minvalde devam etmektedir.
 
AKP’nin kara propaganda araçları misali hareket eden bu medya organları, Ülkücü Hareket’in içerisine nifak tohumları ekmek suretiyle görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadırlar.
 
Bu sorunlu yayıncılık anlayışına en son örnek ise AKP’ye yakınlığı ile bilinen Bugün Gazetesi’nde sergilenmiştir.
 
3 Mayıs 2010 tarihli Bugün Gazetesi’nin birinci sayfasında ‘Ülkücü Beyinlere Format Atıldı’ başlığıyla duyurulan ve gazetenin 10.sayfasında tam sayfa olarak verilen röportaj vasıtasıyla ‘Ülkücü Camia içerisinde fikir birlikteliğinin olmadığı’ izlenimi uyandırılmak istenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Alaattin Aldemir’in bir araç olarak kullanılıyor olması ve kendisinin de, bu MHP aleyhtarı yayıncılık anlayışına imkan sağlaması son derece üzücüdür.
 
Öte yandan AKP yanlısı, cemaat zihniyetli medya organlarının son yıllarda Ülkücü camiayı hedef alan yayınlarına hepimiz alışmışken, belirli bir dönem MHP veya Ülkü Ocaklarıyla münasebet kurmuş kişilerin bu yayınlara iştirak etmelerini hayretle karşılıyoruz.
 
Bugün söz konusu gazetelerin sayfalarını süsleyen zatlara bakıldığında, belirli bir dönem de olsa has bel kader Ülkü Ocakları’nda bulunmalarına rağmen Ülkücü Ahlakı idrak edemedikleri bir gerçektir. Tüm bu gerçekliğe rağmen söz konusu kişilerin Ülkücü Hareket’e gelecek tayin etmeleri ve bugünkü politikalarına şekil verme çabaları oldukça komik durmaktadır.
 
Ülkücü Harekette siluetlerini sadece yanındakilerin hatırladığı bu zatların, unutulmaya yüz tutmuş isimlerini yeniden hatırlatabilmek amacıyla, yandaş medyaya kendilerini paspas etmeleri bizleri derinden yaralamaktadır.
 
Bu kişilerin, bir dönem de olsa Ülkü Ocakları’ndan bulunmuş olmaları onlara hiçbir zaman için ‘Ülkücülük’ hakkında bu denli yorumlar yapma hakkını vermemektedir. Aynı zamanda bu kişilerin Ülkücülük davasına gönül vermiş kişileri yanlış bir şekilde yönlendirmek istemeleri, Ülkücü ahlak bakımından da meşru değildir. Bu yüzden ‘eski ülkücü, eski genel başkan, eski şu-bu’ sıfatlarını alarak, Ülkücü kadroları haksız ithamlarla yaftalamaları kabul edilebilir görünmemektedir !
 
Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı sıfatıyla Bugün Gazetesi’ne röportaj veren Alaattin Aldemir olayına dönecek olursak çok farklı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Kendisi söz konusu röportajda AKP’nin anayasa paketine Ülkücülerin destek vermesinin gerektiğini söylerken, bu sözlerinin meşruluğunu da 12 Eylül Darbesi’nin milliyetçi camiaya çektirdiklerini hatırlatarak yapmaya çalışıyor.
 
Aldemir, bu üslubuyla verdiği röportajdaki garip ifadelerden olsa gerek, kendisine gelebilecek tepkilere adeta kalkan oluşturmaya çalışıyor.
 
Bu yüzden Alaattin Aldemir şu hususları çok iyi idrak etmelidir:
 
Ülkü camia 12 Eylül’ün yapmış olduğu anayasayı hiçbir zaman için savunmamıştır ve savunması mümkün değildir,
12 Eylül darbesi tüm Ülkücü camiayı mağdur etmiş, bu mağduriyet hiçbir zaman için giderilmemiştir,
12 Eylül 1980 Darbesi’ni takiye yollu eleştirerek bugün kendi ideolojik görüşlerine göre anayasa paketi üreten AKP kadroları, bu darbeden en az etkilenen siyasi oluşumdur.
 
Bülent Arınç’ı Saygıyla Yad Etmek !
 
Alaattin Aldemir aynı röportajda Bülent Arınç hakkında da ilginç ifadeler kullanıyor. Aldemir’in sözleri aynen şu şekilde: “Akrabalarımızın, parti başkanlarımızın, arkadaşlarımızın bize selam vermeye korktuğu, parasını ödediğimiz halde davalarımıza girmeyen avukatların olduğu bir dönemde Sayın Bülent Arınç, zulme karşı durmuş, Manisa Davası'ndaki bazı arkadaşlarımızın savunmasını hiçbir şey talep etmeden, tek lira almadan Allah rızası için yapmıştır. Bülent Bey, bu nedenle bilen ülkücülerin hayırla yâd ettiği bir şahsiyettir.”
 
Bülent Arınç genç bir avukatken ülkücü gençlerin davalarını üstlenmiş ve bu davalardan para almamış olabilir. Fakat bu durum Arınç’ı ülkücülerin gözünde kahraman yapmayacağı gibi, değişen ve değiştirdiği fikirleriyle Ülkücü Harekette saygıyla anılması mümkün olmayan bir şahsiyettir.
 
Arınç, AKP Hükümeti’nin ilk yıllarında Meclis Başkanlığı görevi sırasında Leyla Zana ve arkadaşlarına üst düzey ağırlamalarla karşılarken, Ankara Şehit Aileleri Derneği’nin defalarca talep etmesine rağmen herhangi bir randevu vermemesini unutmuş değiliz.
 
Yine Bülent Arınç, bölücü terör örgütüne üye olmak ve onun propagandasını yapmaktan cezaevinde yatan Behiç Aşçı’nın açlık grevine girmesinden ötürü, Dolmabahçe Sarayı’nda terör örgütüne yakınlığı ile bilinen birçok sivil toplum örgütü ile bir araya gelerek, Aşçı’nın serbest kalması için elinden gelen ne varsa yapmaya hazır olduğunu belirten sözleri hafızamızdan çıkmamıştır. Bu toplantıdan kısa bir süre sonra da söz konusu şahsın gayri hukuki bir şekilde cezaevinden elini kolunu serbest kalmasını da unutmamız mümkün değildir.
 
Onlarca benzer örnekle zenginleştirebileceğimiz bunca olaya rağmen Arınç’ı saygıyla yad etmek Ülkücüler’den ziyade Aldemir’in işine gelmektedir. Bu sayede Aldemir, AKP’de siyaset yapabilmek güçlü bir referansa sahip olacaktır.
 
Nefsi Terbiye ve Geçmişi Onurlu Kılabilmek
 
Ülkücü Hareket’in en üst makamlarından birinde oturmuş olan bu şahıs geçmişte bulunmuş olduğu makamın ağırlını taşıyamamıştır. Son günlerde milliyetçi düşüncenin en büyük düşmanı olan kuruluşlara demeç vermesi de bu tezimizi meşrulaştırmaktadır.
 
Kendisini Ülkücü Hareket’in önemli siması olarak gören Aldemir, söylemleriyle milliyetçi camiayı zan altında bırakmak suretiyle birilerinin çıkarları uğruna ‘Ülkücü Birey’i yönlendirmek istemektedir.
 
Ülkücülerin görüşleri ve düşüncelerinde hiçbir şüphe ve belirsizlik bulunmamaktadır. Ülkücü camiayı olur olmadık günlük mevzulara heba etmek hiç kimsenin haddi değildir.
 
Hiçbir makam, hiçbir mevki, inanmış ve davası uğrunda türlü fedakarlıklara katlanan ‘Ülkücü Birey’e etki edemeyecektir.
 
Alaattin Aldemir’in geldiği nokta tarafsız bir şekilde değerlendirildiğinde Ülkücülüğe uzaklaştığı, ‘biz’ lafzından önce ‘ben’ dediği açıktır. Bu bakımdan Ülkücü olmanın temel gereksinimlerinden biri olan Nefsi terbiyenin bir an önce Aldemir’e öğretilmesi gerekmektedir. Bunun için de Ülkü Ocakları’nın ortaöğretim gençliğine yönelik yapmış olduğu seminerlere katılması uygun olacaktır.
 
Tüm bu gerçekliklerin fevkalade farkında olan Alaattin Aldemir’in fütursuz söylemleri artık kulaklarımızı tırmalar bir hal almıştır. Bu sebepten ötürü kendisini en kısa zamanda AKP saflarına, söylemlerinde de sükunete davet ediyoruz.